Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Alevi Büyükleri
 Yuvaliçayir Köyü Forumlari | Kutsal Degerlerimiz | Alevi Büyükleri
Mesaj icon Konu: Pir Sultan Abdal Hakkinda Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
admin
Yönetici
Yönetici


Kayıt Tarihi: 01-Ocak-2006
Gönderilenler: 10

Alıntı admin Cevaplabullet Konu: Pir Sultan Abdal Hakkinda
    Gönderim Zamanı: 10-Mart-2009 Saat 23:55

PIR SULTAN ABDAL GELENEGI - Ilhan BASGÖZ

Pir Sultan’in eserlerini en güzel açiklayacak sözcük imece’dir.  O’nun siiri, insanlarimizin ele ele verip çektigi halay gibi, bulgur gibi, ektigi tohum gibi, biçtigi ekin gibi imece ile dokunmus bir halk kumasidir. Incelikler, yogunluklari ile bu siirin tümünü Pir Sultan Abdal  düzüp kosmus, dokuyup yaratmis olamaz. 
 
Pir Sultan’in bize kadar gelmis siirlerinden hiçbiri, eksiksiz artiksiz  O’nun dilinden ve telinden çikmis degildir. Günümüze  bunlar, halkimizin  dilinde ve telinde  evrile çevrile, eksile artala, bozula düzele ulasmislardir.  Bu degise gelip, degise gitme, halk siirimizin sözle yaratilmasindan  ve sözlü yasamasindan ileri geliyor. 
 

Asik kismi  türküsünü çogunlukla, uzun boylu düsünüp tasinmadan, dinleyici ile yüz yüze yaratan adamdir. Bu türküler ve sözler süreç içinde, çesitli çevrelerde, yeniden söylenecektir. Asik türküsünü degisik yerlerde ve zamanlarda  degistirerek de  söyleyebilir. Bazen düzelmeler, bazen bozulmalar olasilik dahilindedir.

Pir Sultan’in bize kadar gelen siirlerinde de önemli dil ve söyleyis farkliliklari görülmektedir.
 

“Serseri girme meydana
Asiktan ahval isterler
Kallaslik ile urma dem
Tasdik ehli kal isterler” 

Bu siir, 16.yüzyilda yazilan Menakib-el Esrar Behçet-el-Ahrar adli kitaptan alinmistir. Asagidaki örnekler ise  Sivas Banaz köyünden ve Askale’nin Persor köyünden alinmadir.   

“Sivas ellerinde sazim çalinir
 
Çamlibeller bölük bölük bölünür
Ben dosttan ayrildim bagrim delinir
Katip ahvalimi Sah’a böyle yaz. “

“Kalenin kapisi tastan demirden 
Yanlarim çürüdü yastan yagmurdan
Bir kimsem de yok ki, dellal bagirdam

Açilin zindanlar  Pire gidelim
Yikilin  kaleler  Sah’a gidelim..”

Son örnek ise, Istanbul  gibi kentlerin Bektasi Tekkelerinde yasayan türkülerden alinmadir.

“Gel benim uzun boylu selvi çinarim
Yüregime bir od düstü yanarim
Kiblem sensin yüzüm sana dönerim
Mihrabimdir iki kasin arasi…”

Görülen o ki, Pir Sultan  gelenegi bu üç  çevrenin bir bilesimidir, ama O’nun temelinde Köylü Aleviligi yatar. Bu gelenek Köy Aleviliginden dogmus, oradan diger çevrelere yayilmistir.

Köy Aleviliginin Özellikleri

Pir Sultan Abdal’in Banaz’in kerpiç duvarli, toprak damli evinde dogup büyümesi, oradan kopmamasi, Pir Sultan gelenegini, Anadolu Bozkirinin yoksulluk kültürüne sikica baglar. Sivas, Malatya, Kirsehir, tokat, Yozgat gibi bozkirda kurulmus kentler ve onlarin küçük küçük konmus köyleri, Aleviligin en yogun  yasadigi çevredir.

Köy Aleviligi de, temel din inançlarini Bektasilikle paylasir.Ilk üç halifeyi Ali’nin hakkini çalanlar olarak görür. Haci Bektas Veli’yi, Yol’un kurucusu, en ulusu olarak bilir.  Ayniliklarin yaninda Tekke  Bektasiligi ile Köylü Aleviligi arasinda, devletle iliskileri, toplum düzeni içersindeki yerleri ve çevre inançlarina bagliliklari bakimindan önemli ayriliklar görülür.       

Bektasilik, Tekkeler  çevresinde gelisen ve yasayan bir tarikattir, bir yoldur.  Tekke kültürü, gerek Osmanli Devleti, gerek medrese Sünniligi ile uzlasmis, kurulu düzenin bir parçasi haline gelmistir. Nu yüzden Tekkenin vakfi vardir. Tekke her zaman devletten belli bir pay almistir.

Haci Bektas Veli, bir Babai ayaklanmasini gerçeklestiren Baba Ilyas’in müridi. Bu dogru. Onun ayaklanmasi ezildikten sonra müritleri çevresine toplamis. Kirsehir’e konmustur. Ancak, Haci Bektas Veli Tekkesi kurulduktan sonra, artik Bektasi ayaklanmasi diye bir sey görülmez. Batini ayaklanmalari  “Kizilbas Isyanlari” olarak nitelendirilir.

Köy Aleviligi birçok bakimdan  Tekke Aleviliginden ayrilir. Alevi toplulugu içinde dogup büyüyen, Alevi ana babadan gelen herkes Alevidir. Köy Aleviliginin en önemli töreni Tarikat Cem’i, yahut Görgü (Ikrar Verme) Alevilige giris töreni degildir. Kisi bu görgüden geçmeden de Alevi’dir. Bu tören, ancak erginler ve evliler arasina katilma hakki verir. Alevinin hayatinda bir baslangiç degil, bir asamadir.

Köylü Aleviliginde,  12 Cem hizmetinin eksiksiz yapildigi  törenler hemen hiç görülmez. her seyden evvel köy yerinde, bu hizmetler için egitilmis 12 hizmetli bulmak olanaksizdir. Sonra da her hizmetlinin  altina birer posttan 12  post kolayina ele geçmiyor. Dedenin altina bir post seriliyor, yanina da bir dem sunan (saki) katiliyor, tören böylece yapiliyor.  Tarikat Ceminin, Alevilikte önemini yitirmesine  karsilik, Abdal Musa Cemi gibi, Hidirellez Cemi gibi Anadolu’nun bolluk törenlerine baglanabilecek toplantilar, onlarin arasinda önem kazaniyor.

Köy Aleviliginin tekkesi yoktur. Alevi köyleri kutsal saydiklari birer Ocaga baglidirlar. Ocaktan gelenlerin Peygamber soyundan geldigine inaniyorlar. Din törenleri tekkelerde yapilmaz. Köy Aleviliginde din törenleri bir köy evinde, bir avluda, kutsal sayilan bir tepede, bir yatir önünde, bir su basinda, bir agaç altinda yapilir. Tekke Aleviliginde dört duvar arasina sikistirilan Alevilik, köy toplumuna, dogaya, köy evine, köy meydanina açiliyor.

Köy Aleviligi toplumcu, toplayici, dayanismaci bir degerler bütünüdür. Bu degerlere sinirli bir ekonomik yardimlasma, dayanisma da eklemis, bunu  din törenlerinin  ayrilmaz bir parçasi yapmistir. Bu dayanisma kurumunun adi Müsahiplik, ya da Yol Kardasligidir.  Her Alevi, Hak yoluna girmeden, bir Yol Arkadasi seçecektir. Yol Kardaslari birbirlerine keselerini alip verirken paralarini saymamalidir. Mallari birbirlerine helaldir. Biri fukara düsse öteki elinden  tutacaktir. Birinin isi bozulsa öteki yardima kosacaktir.

1960’larin toplumcu Alevi ozanlarina göre, Alevi geleneginin  Hak için kavgasi, insan haklari için verilmis bir kavgadir. Yüzyillar süren bu kavga, ezilen,  hor görülen, haklari yenen, fukaralikta sürünen bütün halkin siyasi ve ekonomik haklari için yapilmistir. 

Enel Hak sirri, emegin ve alinterinin hakkini içinde saklayan bir sirdir. Bu sirri Emek-Hak diye anlamak gerekir. Bu yeni yorumun  halka benimsetilmesinde Pir Sultan Abdalin çok büyük bir önemi vardir.

Köylü Aleviliginin en büyük özelliklerinde birisi de devletle uzlasmaya yanasmamis olmasidir. Alevilik her firsat  buldugunda Osmanlinin baski ve zulmüne karsi ayaklanmistir. Firsat bulmadigi  zamanlarda ise devletten uzak durmus ve soguk davranmistir.  Alevi geçmisindeki bu ayaklanma gelenegi daha Selçuklular zamaninda Anadolu’da, Iran’da beliren ve despot devletlere karsi daha demokratik egilimli düzenler kurmak için çarpisan Batini hareketler zincirinin bir parçasi Baba Ilyas’in, Baba Ishak’in, Seyh Bedreddin’in ayaklanmalari bu zincire baglanabilir.

Pir Sultan Abdal geleneginin en önemli örneklerini onun kavga siirlerinde görmekteyiz. Pir Sultan köylülerle birlikte ele ele, omuz omuza bir kavgaya katilmasi, siirlerinin bütün insanliga seslenen bir çizgiye ulasmasini, evrenselligini göstermektedir. Ask siirimizde irili ufakli, yerme, taslama, kinama gelenegi vardir.  Ama Pir Sultan en büyük yergilerini Sultan’in kendisine yöneltir.

Sultan ve Hizir pasa kötülüklerin bas sorumlusudur. Padisah masumlari bogdurur; sagirdir, halkin feryadini duymaz; ahirette esek sipasi olup zirlayacaktir. Hizir Pasa zalimdir, hirsizdir, yetimlerden yedigi haram mal ile palazlanmistir. Onun yedigi harami itler bile yemez. Kadilara gelince rüsvet yerler, yalan fetva verirler, hak söyleyen dilleri kestirirler…

Pir Sultan Abdal gelenegi, bize degistirilmesi istenen düzenin yerini alacak, özlenen, ugrunda savas verilen toplum düzeninden  de çizgiler verir. Pir Sultan Abdal siiri bize  gelecek  güzel günler için umudun türküsü olmustur. Bizde bu umudu diri tutmasidir önemli olan. Bu umudun ugruna  dögüsülür, bas verilir oldugunu göstermesidir.  Bunun içindir ki, bozuk düzene karsi gelen genç kusaklar yanlarinda Pir Sultan’i bulmuslar; siirde, oyunda, düz yazida O’nun türküsünü yeni bir özle doldurarak yeniden söylemeye durmuslardir.

Ilhan BASGÖZ

Kaynak : Bu  makale “Anadolu Aleviligi ve Pir Sultan Abdal “ adli kitaptan alinmistir

Pir Sultan Abdal Kültür Dernegi Yayinlari
4 Temmuz 1998   


IP
admin
Yönetici
Yönetici


Kayıt Tarihi: 01-Ocak-2006
Gönderilenler: 10

Alıntı admin Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 11-Mart-2009 Saat 00:01

PIR SULTAN ABDAL ÜZERINE - Irene MELIKOFF

Pir Sultan’in asil adi  Haydar’dir. Sivas ili, Yildizeli ilçesi, Çirçir Nahiyesi Banaz Köyünde dogmustur. Bir Bektasi ocaginin  Piriydi.  Sosyal ve inanç isyaninin basini çekmistir. Bu olay, Kanuni Sultan Süleyman ( 1520-1566)  ve Sah Tahmasap (1524-1576) zamaninda olmustur.  Sah Tahmasap, Sah Ismail’in ogluydu ve adi Pir Sultan’in siirlerinde geçmektedir. 

Pir Sultan’in müritleri arasinda Hafik ilçesi, Sofular Köyünden gelen Hizir isimli bir dervis vardi. Hizir, Pir Sultan’in iznini alarak Istanbul’a gitmis ve sansi açilmis, Pasa ve Beylerbeyi olmus. 

Efsaneye göre, Pir Sultan, Hizir’a: “Gidip okuyacaksin. Pasa, hatta vezir olacaksin. Fakat beni asmaga geleceksin!” diye söylemis.  Pir Sultan Osmanlinin zulmüne karsi ayaklandiginda, Pasa olan Hizir, isyani bastirmak görevine tayin olmus.  Pir Sultan Hizir tarafindan tutuklanip Sivas Toprak Kalesine konmus ve idama mahkum edilmistir.  

Tekrar efsaneye göre, Hizir Pasa, Pir Sultan’in hayatini kurtarmak için O’ndan  Sah” kelimesini kullanmadan üç nefes istemistir.  Pir Sultan sazini alip Sah’i öven üç nefes  söyledi. Fakat bu övgü Iran Sahini degil, Sah-i Merdani, yani Ali’yi anlatiyordu.  Pir Sultan asildi ve  Hizir Pasanin adi  lanetle anildi.

Tarihte, Hizir ismini tasiyan birkaç devlet adami oldu. Ama büyük bir olasilikla Pir Sultan’i asan Hizir Pasa,  1551/2 ve  1567 yillari arasinda Pasalik yapmis veya  1560-1567 yillari arasinda Beylerbeyi ve Bagdat Valisi olan Hizir Pasa olabilir.  Bahsedilen olaylar  Pir Sultan’in isyani, yakalanmasi ve idami süresinde, Hizir Pasanin Bagdat yolunda iken Sivas’tan geçtigi zaman olabilir.

Ali’yi öven ve Pir Sultan’in idamina yol açan nefesler her zaman söylenegelmistir. Ilk önce Pir Sultan su nefesi söylemistir.

“ Hizir Pasa bizi berdar etmeden
Açilin kapilar Sah’a gidelim
Siyaset günleri gelip yetmeden
Açilin kapilar Sah’a gidelim”


Sonra, mahkeme tutanaklarini yazan katibe seslenip :

 

“ Kul olayim kalem tutan eline
Katip ahvalimi Sah’a böyle yaz

Allahi seversen katip böyle yaz :

Dünü gün ol Sah’a eylerim niyaz
Umarim yikilsin su kanli Sivas
Katip ahvalimi Sah’a böyle yaz…”

Pir Sultan üçüncü bir deyisle sözlerini bitirmis : 

“ Karsida görünen ne güzel yayla
Nir dem süremedim giderim böyle
Ela gözlü pirim sen  himmet eyle
Ben de bu yayladan Sah’a gideriz

Pir Sultan Abdal’im dünya durulm
Gitti giden ömür geri dönülmez
Gözlerim de Sah yolundan ayrilmaz
Ben de bu yayladan  Sah’a giderim …”

Pir Sultan Abdal efsanelestirilmis, ayaklanmasi ve idam edilisi toplumsal kosularla göre  güncellestirilmektedir.

Halk kahramani oldu ve isyani halk haklarini savunmak için ve baskiya karsi mücadeleler hareketi olarak görülüyor.

Siirleri halk tarafindan çok sevilir ve sözleri kosullara göre degistirilir. Asagidaki deyis herhangi bir olayi  protesto eden gençlerin toplanma marsi gibi kullaniliyor.

“Gelin canlar bir olalim
Münkire kiliç çalalim
Hüseynin kanin alalim
Tevekkeltü taallah…

Açalim kizil  sancagi
Geçsin yezidlerin çagi
Elimizde ask biçagi
Tevekkeltü taallah….

Pir Sultan’im geldim cusa
Münkirlerin  akla sasa
Takdir olan gelir basa
Tevekkeltü taallah …. “

Hüseyin’in kanini almak ve düsmanlarini kirmak, yani Yezid ve Mervan’a karsi bir direnis çagrisidir. Sözlerindeki gizli mana, baski altinda kalan halkin intikamini alan bir kahraman gibi anlasilmaktadir.

Edebiyat bakiminda Pir Sultan Abdal’in siirleri essizdir. Manzaralarin tasviri ve doga güzelligini O’nun gibi kimse ifade edemez. Dili ve yazis tarzi yeganedir ve kimse ile mukayese edilemez.

Ayni zamanda siirlerinin derinligi essizdir. Mistik düsüncelerini ifade etmek için sair,  doga dünyasindan gelen sembolik imgeleri kullaniyor.

 
“ Uyur idik uyardilar
Diriye saydilar bizi
Koyun olduk ses anladik
Sürüye saydilar bizi

Halimizi hal eyledik
Yolumuzu yol eyledik
Her çiçekten bal eyledik
Ariya saydilar bizi

Ask defterine yazildik
Pir divanina yazildik
Üzüm olduk serbet ezildik
Doluya saydilar bizi

Pir Sultan’im Haydar sunda
Çok keramet var insanda
O cihanda bu cihanda
Ali’ye saydilar bizi. “

Kerbela trajedisi Alevi-Bektasilerin hatirasinda devamli olarak canli yasiyor. Ayn-i Cem’de anilir. Bu sembol ayni zamanda genis halk kitleleri nezdinde anliligini korumaktadir. Hüseyin’in drami olaylara göre güncellestirilmektedir.

Kerbela her zaman haksizligin ve Alevilere karsi yapilan baskilarin sembolü oldu. Hüseyin haksizlikla öldürülen bir sehidin / sehitligin sembolüdür.

 
     Fakat ayni zamanla kahramanlarin ve sehitlerin kuvveti köreliyor. Tapinmalari yeniden canlandirmak gerekiyor.

Örnegin :
Isanlardan uzak kalan Gök-Tanri’nin yerine Sah-i Merdan, yani Ali geldi. Aleviler en çok Ali’ye dua ederler. Fakat ibadetlerinde en önemli yer Hüseyin’indir. En büyük heyecan Hüseyin’in maktelinden geliyor, çünkü Hüseyin istirap çeken insanligin sembolüdür.

Asrimizin son çeyreginde genç aleviler cahilligin uyusuklugundan uyanip okumaya basladilar. Düsünsel sinifin etkisi altinda ve Avrupa ülkelerine göç eden isçilerin  etkisinde sinif çatismalarindan  ve Marksist fikirlerden etkilendiler.  Kerbela sehitleri o  zaman yeni bir anlama kazandi. Onlar sosyal baskinin bir sembolü haline geldiler.

Bilindigi gibi Alevilerin çesitli akimlari izleyen birkaç, hatta bir çok dernekleri var. Bunlar :

·        Kemalist idealini koruyan ve eski Bektasilerin

       manevi çocuklari olan  Haci Bektas Dernekleri”,

·         Devlete yakin olan ve  Aleviligi Sünnilige baglamak

       isteyen “Cem  Dernekleri”

·         Eski zaman Kizilbaslarin  yoluna sadik kalan, Pir Sultan’a hayran olan “Pir Sultan Dernekleri”

 
       Pir Sultan’a sevgi her zaman Hazret-i Hüseyin’e olan saygiyi beraberinde tasimaktadir. Her ikisi de  haksizliga ugrayan insanligin simgeleri oldular.

       Yakin geçmiste  2 Temmuz 1993 tarihindeki kanli Sivas Madimak Katliami bu görüsü daha da  arttirdi ve siddetlendirdi.

       Hazret-i Hüseyin’in ve Pir Sultan Abdal’in sehadet- leri iç içe girdi.

       Anadolu halki için Pir Sultan Abdal, Kerbela sehit-lerinden daha yakin bir kahramandir.

      O güncellestirilen ve canlandirilan bir Hüseyin oldu. 


Irene MELIKOF

Kaynak : Bu  makale “Anadolu Aleviligi ve Pir Sultan Abdal “ adli kitaptan alinmistir.

Pir Sultan Abdal Kültür Dernegi Yayinlari
4 Temmuz 1998            

IP
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide