![]() |
Aktif Konular Üye Listesi Takvim Arama |
| Alevi Büyükleri | |
| |
|
| Yazar | Mesaj |
|
admin
Yönetici
Kayıt Tarihi: 01-Ocak-2006 Gönderilenler: 10
|
![]() Konu: Hz AliGönderim Zamanı: 11-Mart-2009 Saat 00:02 |
|
Hz. Ali, milâdi takvime göre 21 mart 598′de dogmustur. 24. 01. 661 tarihinde ise, Ibn Mülcem adli hain tarafindan zehirli bir kiliçla sehit edilmistir.
Hz. Ali, milâdi takvime göre 21 mart 598′de dogmustur. 24. 01. 661 tarihinde ise, Ibn Mülcem adli hain tarafindan zehirli bir kiliçla sehit edilmistir. Hz. Ali, Islam Peygamberi Hz. Muhammed’in amcasinin ogludur. Hz. peygamberin yaninda, onun egitimi ile büyümüstür. ilk Islamiyet’i kabul eden kisidir. Ayrica Hz. Peygamberin damadidir da, dolaysiyla Peygamber soyunun sürdürücüsüdür. Hz. Ali, Müslümanligi ilk kabul eden kisi olarak son nefesine kadar da Islamiyet için çalismistir. Savas meydanin da hiç yenilmemistir. Bilgelikte, yigitlikte, cesurlukta, fedakarlikta üstüne insan yoktur. Hz. Ali, sadece yasadigi süre içerisin de degil, onu takip eden yüzyillarda da zalimin korkusu, mazlumun dostu olmayi sürdürmüstür. Hz. Ali’ye kinli haydutlar ve Islam düsmani putperestler, Hz. Ali’ye yapamadiklarini evlatlarina yapmaya çalistilar. O zamanin Ebu süfyan’lari, sonra Muaviye, Mervan, Yezit olarak Hz. Ali’nin soyunu kurutmak istediler. Nitekim Hz. Ali’de dahil her On Iki Imam da sehit edilmistir. Hiç birisi vadesiyle hakka yürümemistir. Hz. Ali’ye ve soyuna yapilan haksizliklar, katliamlar dolayisiyla Hz. Peygambere yapiliyordu. Cahilliye döneminde Arap toplumunun basina bela olan putperest köleci bezirganlar, görünürde Müslüman olup öz olarak bezirganligi sürdüren bu kisiler
Hz. Peygamber döneminde yapamadiklarinin adeta acisini çikartiyordu. Ebubekir’le baslayan süreç Yezit’e kadar uzaniyor, oradan da Yavuz Selim’e kadar gidiyordu. Bu süreçten günümüze kadar sayisiz acilar yasandi. insanlik tarihinde görülmedik vahsi katliamlar yapildi. Bu sürece dair anlatilacak çok sey var ve bunlar dün olmus gibi güncelligini koruyor. Çünkü günümüzde de bu misyon en inceltilmis haliyle sürüyor. Bu misyon kirli, ikiyüzlü bir misyondur. Hz. Muhammed’in torunlarini katletmek ve ondan sonra da ona salavat etmek ikiyüzlülük degil de nedir? Maalesef Islam tarihinde bunlar yasandi ve günümüze dek etki birakacak kadar güçlü yasandi. Hz. Ali’yi tanimaya devam ediyoruz. Islamiyet, basta Hz. Ali’nin soylu mücadelesi olmak üzere gelismeye devam ediyordu. Bu gelisme beraberinde bir çok sorunu da getiriyordu. Bu sorunlarin basinda da eski putperest bezirganlarin Müslümanligi kabul etmesiydi. Bunlar Islamiyet’i özümsedikleri için Müslüman olmuyordular. Bunlarin tek gayesi gelisen Islamiyet’in kazandigi degerlerin üzerine konmakti. Nitekim daha Hz. Peygamber hakka yürümeden, bu bezirganlar fitne fesada baslamislardi. Hz. Peygamberin hakka yürümesinden sonra ise saldirilarini alenilestirip siklastirmaya basladilar. Bu saldirilarin hedefi Hz. Ali’ydi, dolayisiyla Hz. Peygamberdi. Islamiyet gelisen ve güçlenen bir din olarak kendi kurumlarini da yaratiyordu. Bu kurumlarin en önemlisi de halifeliktir. Halife olan kisi Islam toplumunu dini ve siyasi olarak yönetmekle görevli olan kisidir. Bu anlamda halifelik önemlidir. Hz. Peygamberin kendisinden sonra halifenin kim olmasi gerektigi konusunda hadisleri vardir. Hz. Peygamber bir çok sohbetinde kendisinden sonra Hz. Ali’yi halife olarak tanitmistir. Ve o zaman herkes bu halifeligi onaylamistir. Ne var ki Hz. Peygamberin vefatindan kisa bir süre sonra, -ki bu süre daha Hz. Peygamber defin edilmeden öncedir- eski putperest bezirganlar kendi halifelerini seçmislerdi. Hz. Ali, Hz. Peygamberin defin isleriyle ugrasirken onlar kendi halifelerini seçiyorlardi. Hz. Ali, sadece bir yönüyle degil, bütün özellikleriyle halifeligi hak eden kisidir. Bu özellikleri; ilk Müslüman olan kisidir, bütün ömrü Islamiyet için çalismakla geçmistir, bilgelikte, cesurlukta, fedakârlikta üstüne yoktur. Ayrica Hz. Peygamberin soyunu sürdürendir. Bütün bunlara ek olarak Hz. Peygamberin hadisleri var. Örneklersek: “Ben ilmin sehriyim, Ali onun kapisidir. Ali’yi sevmeyen beni de sevmiyordur. Bir kimse Ali’ye saygisizlik etti mi ban saygisizlik etmistir.” Bunlara benzer onlarca örnek. Bütün bunlar dünya insanliginin kabul ettigi genel gerçeklerdir. Bu gerçekleri günümüzün Sünni din bilginleri de kabul etmektedir. Ne yazik çikarlari el vermedigi için ikiy üzlülük yapmaktalar. Bütün bunlarin herkesin kabul ettigi genel dogrular oldugunu belirttik. Bir de biz Alevilerin Hz. Ali hakkinda bize özgü dogrularimiz ve tanimlamamiz var. Bunlari da yeri geldiginde belirtmeye çalisacagiz. Hz. Ali gücü olmasina, hakki olmasina ragmen halifelik için kavgaya girismedi. Islamiyet’in zarar görmemesi için Ebubekir’in halifeligine ses çikarmadi. Taraftarlarina dünya malinin geçici oldugunu telkin edip onlari kavgadan uzaklastirdi. Ne var ki bu eski putperest bezirganlar sadece dünya mali ile yetinmediler. Bu putperest bezirganlar insanliga umut olan Islam dinini de kendi çikarlari dogrultusunda kullanmaya basladilar. Cahilliye dönemindeki eski gelenekleri tekrar yasamaya/yasatmaya basladilar. Ama bu sefer aralarinda bir fark vardi. Bu fark da, cahilliye dönemindeki gerici geleneklerin Islam adi altinda yasatilmaya baslanmasiydi. Halbuki Hz. Peygamber sadece putlari yikmamis, ayni zamanda bu gerici gelenekleri de yikmisti. Hz. Ali burada önemli bir rol oynuyordu. Bu rol de bütün bu gerilikleri teshir etmekti. Hz. Ali görevini layikiyla yerine getirip, daha çocukken putlara attigi taslari söze dönüstürüp bu putperest bezirganlara firlatiyordu. Eskinin büyük putperest bezirganlari, önlerine çikan bu engeli asmak için olmadik hilelere bas vuruyorlardi. Hz. Ali bütün sorunlari teker teker asiyordu. Hz. Ali sabirliydi, bu sabri kimse gösterememistir. Hz. Ali mücadelesini daha bir azimle sürdürdükçe bu putperest bezirganlar çildiriyorlardi. Ebubekir’in ölümünden sonra putperest bezirganlar yerine Ömer’i halife olarak seçtiler. Tekrar tekrar belirtmekte yarar var, Hz. Ali’yi savas meydaninda yenen olmamistir. Hz. Ali hiç bir savastan kaçmamistir, bu anlamda gücü, yigitligi tartisilmazdir. Ama bütün bu yigitlige ragmen Hz. Ali, halifelik kavgasina girmemistir. Bütün haksizliklara, kiskirtmalara, tahriklere ragmen. Hz. Ali bunu yaparken bir tek gayesi vardi. O da; Islamiyet zarar görmesin. Nitekim Ömer’in ölümünden sonra bu sefer Osman’i halife ettiler bu bezirganlar. Hz. Ali sabirliydi, sabri en büyük silahti. Bu putperest bezirganlar sadece Hz. Ali’yle savasmiyorlardi, ayni zamanda kendi içlerinde de büyük anlasmazliklar, çeliskiler vardi. Bu çeliskiler sonucunda Osman öldürüldü. Osman’in ölümünden sonra, nihayet Hz. Ali halife oldu. Bastan beri olmasi gereken simdi oluyordu. Bu putperest bezirganlar tayfasi bu halifeligi mecburen de olsa kabullenmek zorunda kaliyordu. Bu döneme dair ciltler dolusu degerlendirilme yapila bilinir. Çünkü bu dönem Islam tarihinin en belirleyici dönemidir. Hz. Ali halife olmustu olmasina ama bu putperest bezirganlar bos durmuyordu. Hz. Ali bu putperest bezirgan tayfasinin yaptigi tahribatlari onarmakla mesgulken, onlar Hz. Ali’yi ortadan kaldirmanin planlarini yapmaktaydilar. Bu planlarin sonucu, Hz. Ali 24. 01. 661 tarihinde ibn mülcem adindaki katil tarafindan zehirli bir kiliçla sehit edilmistir. Hz. Ali’nin sahadeti Islam tarihinde kanli bir dönemin baslangici olmustur. O tarihten bu yana, basta Hz. Ali’nin soyu olmak üzere, Hz. Ali’yi sevenler onun yolunda yürümek isteyenler insanlik tarihinde rastlanmamis katliamlara, baskilara maruz kaldilar. Bu katliamlar ve baskilar günümüze kadar da geliyor. Ve aradan 1400 yil geçmesine ragmen, hâlâ Hz. Ali’nin yolunu tutanlar, yani Aleviler kendilerini açiktan ifade edemiyorlar. Hz. Ali’nin kisiligini, mücadelesini, olgulari ve olaylari ele alis tarzini, insan ve doga iliskilerini anlatmak yüzlerce cildi kapsayacak bir çalismadir. Biliyoruz ki Hz. Ali Islamiyet’in, Hz. Peygamberden sonra en büyük temsilcisidir. Bu anlamda tarih boyunca insanlar en zor dönemlerinde Hz. Ali’yi çagirmislardir |
|
|
|
|
admin
Yönetici
Kayıt Tarihi: 01-Ocak-2006 Gönderilenler: 10
|
![]() Gönderim Zamanı: 11-Mart-2009 Saat 00:04 |
|
ÜÇÜNCÜ IMAM HZ. IMAM HÜSEYIN’IN HAYATI VE KERBELA OLAYI ÜÇÜNCÜ IMAM HZ. IMAM HÜSEYIN’IN HAYATI VE KERBELA OLAYIHz.Imâm Hüseyin, Hicret in 4. yilinda Saban ayinin 3. gününde Medine-i Münevvere de dünyaya gelmislerdir. Hz.Imâm-i Ali ile Hz.Fâtima tüz-Zehrâ nin ikinci ogullaridir. Hz.Imâm Hüseyin in künyeleri; Ebû Abdullah , lâkaplari; Sibt, Sehit, Tâbi li emr illah (Allah in emrine uyan), Zeki ve Mübârek tir. Hz.Imâm in 5 erkek, 3 kiz olmak üzere 8 evlâtlari olmustur. Erkek evlâdinin üçünün adi Ali dir; içlerinden sadece Ali Zeynel Âbidin kendilerinden sonra hayatta kalmis ve soylari Hz.Imâm Zeynel Âbidin Âli den yürümüstür. Ali Ekber ile süt emer bir çagda bulunan Ali Asgar ise Kerbelâ da sehit olmuslardir. Hz.Peygamber bir hadîslerinde; Hüseyin bendendir, ben Hüseyin denim; Hüseyin i seveni Allah sever buyurmuslardir. Bu sözü söyleyenin kendi dilegine uyup söz söylemedigi, sözünün vahye uygun oldugu Kurân-i Kerîm de; (3) O, arzusuna göre söz söylemez. (4) O nun sözü kendisine vahiy olunan bir vahiyden baska bir sey degildir (Necm 3-4. âyetler) âyetleri ile bildirilen ve yine; Elbette Rabbin sana ihsân edecek, sen de hosnut olacaksin (Duhâ 5.âyet) âyeti ile müjdelenen iki cihân serveri, Peygamberlerin sonuncusu ve adi Allah adindan sonra anilan, âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz.Muhammed dir. Hz.Resûl-ü Ekrem in, Hz.Fâtima nin evlerinin önünden geçerlerken, Hz.Imâm Hüseyin in agladiklarini duyup, Hz.Fâtima ya; Bilmez misin ki onun aglayisi beni incitir buyurduklari da bildirilmektedir. Hz.Resûlullah yine bir hadîslerinde; Hz.Imâm Hüseyin, babasi Hz.Ali nin yanindan hiç ayrilmadi. Babasi ile birlikte Cemel ve Siffiyn savaslarina katildi. Bu savaslarda yigitligini fazlasi ile gösterdi ve kendisine herkesi hayran birakti. Hz.Imâm Hüseyin dünyaya geldiginde, Hz.Resûl-ü Ekrem in; Cebrâil in onun sehâdetini kendilerine haber verdigini bildirdikleri rivâyet edilmistir. Hz.Peygamber, Cebrâil Aleyhisselâm dan bu haberi aldiklarinda, Imâm Hüseyin i kucaklarina alip aglamislardi. Ümeys kizi Esmâ, aglayislarinin sebebini sorunca, Hz.Peygamber; Azgin bir tâife, onu öldürecek; onlar sefâatime nâil olamazlar buyurmuslar ve bunu Fâtima ya haber vermemesini söylemislerdi. Hz.Imâm Hüseyin in dogumlarindan bir yil sonra Hz.Peygamber e, Hz.Imâm Hüseyin in sehâdeti yine haber verilmisti. Mü minler anasi Ümmü Seleme de kendi evinde, Hz.Resûl-ü Ekrem in; Imâm Hüseyin in Kerbelâ da sehit edilecegini haber verdiklerini bildirmislerdir. Hz.Imâm Hüseyin, kardesleri Hz.Imâm Hasan in, Muâviye ile uzlastiklarini duyunca, huzûrlarina varip sebebini sormuslardi; ayni zamanda da aglamaktaydilar. Hz.Imâm Hasan in kardesine cevaplari su olmustu; Bundan önce babam Hz.Ali nin uzlasmasina sebep olan sey, bana da sebep oldu. Hiç süphe yok ki bu soru, Hz.Imâm Hasan a itiraz yollu sorulmamisti; böyle bir sey olamazdi da. Ancak Hz.Imâm Hüseyin in, bu sorusu ilerideki kiyâmlarina aykiri gibi görülen bu uzlasmanin sebebini daha da açiklatmak içindi. Hz.Imâm Hasan in vefâtlarindan sonra Iraklilar, Muâviye aleyhine hareket tasarlamislar, Hz.Imâm Hüseyin e bey at etmek istemislerdi. Hz.Imâm Hüseyin den; Muâviye ile aramizda uzlasma var; onu bozmak olmaz; Muâviye ölünce bu is için gereken seyi yapacagim cevabini almislardi. Hz.Imâm Hüseyin, kardesleri Hz.Imâm Hasan in vefâtlarindan 9 yil sonra ve Muâviye nin ölümünden 2 yil önce Mekke ye gitmislerdir. Burada Hâsim ogullariyla, Ehl-i Beyt dostlarini toplayip onlara bir hutbe îrâd buyurmuslar; Ehl-i Beyt e ve Ehl-i Beyt Sîa sina yapilan zulümlerden bahsedip demislerdir ki; Bugün ben size bâzi seyler sormak istiyorum; sözlerim dogruysa gerçekleyin; degilse yalanlayin; sözlerimi duyun, yazin, yayin; sonra sehirlerinize boylariniza dönünce emin oldugunuz, inandiginiz kisilere sözlerimi duyurun, onlari çagirin; çünkü ben, bu gerçegin sörpüp yipranmasindan, yitip gitmesinden korkuyorum; ama; «Allah, kâfirler hoslanmasa da nûrunu parlatir» (Saf 8. âyet) Allahim buyurmuslardi; Sen bilirsin ki bu sözlerim, hükmetmeye ragbetimden, mal-mülk elde etmeyi diledigimden degil; ancak senin dîninin yollarini göstermek, sehirlerini mâmur bir hâle getirmek istedigimden. Böylece de mazlûm ve çâresiz kullarinin esenlige ulasmalarini, emirlerini, hükümlerini yerine getirebilmelerini saglamak istiyorum. Ve sözlerini söyle bitirmislerdi; Ey halk, bize yardim etmezseniz, hakkimizda insâfa gelmezseniz, zâlimler size musallat olurlar; Peygamberimizin dîninin nûrunu söndürürler. «Allah bize yeter ve ona dayandik, ona yöneldik ve varip gidecegimiz onun kapisidir.» (Âli Imran 173. âyet) Muâviye, Hicret in 54. yilinin sonlarinda oglu Yezîd i, halîfe olmak üzere yerine seçmisti. O yil Sam halki, Yezîd e bey at etmisler; Muâviye, Medine ye gitmis orada halka bu bey at isini açmis, oglunu övmüs, halki bey ate hazirlamaya çalismisti. Hz.Imâm Hüseyin ve Hâsim ogullari bey at etmemislerdi; esâsen Hz.Imâm Hüseyin, Muâviye ye de bey at etmemis ve Hz.Imâm Hasan bu hususta israr etmemesini Muâviye ye söylemis, o da kabûl etmisti. Muâviye, Hicret in 60. yilinda, 83 yasinda iken öldü ve yerine oglu Yezîd geçti. Yezîd in o makama geçmesi ile Müslümanlik; Saltanati sarayiyla-debdebesiyle, vezirleriyle- nedimleriyle, ordusuyla-kumandanlariyla, zindaniyla-cellâdiyla, ihsâniyla-in âmiyla, zulmüyle-kahriyla ve saltanat hânedaniyla-keyfi idâresiyle, hazînesiyle ve yoksul sürünen halkiyla kurulmustu. Ahlâk selâmeti, bencillikten, benlikten çekinmek esasi, insan birligi ve esitligi üzerine kurulmus olan Islâm dîni; Câhiliyye devrindeki soy-boy rekabetinin yeniden canlanmasi, halka emredip dünyayi sömürme gayreti, zenginligin gözleri kamastirmasi, gönülleri avuç içine almasi, mesrû mülkiyetin, gayri mesrû mâlikânecilik sekline girmesi, yüzünden bu hâle gelmisti. Bu dönemde Hz.Resûlullah in biraktigi iki emânetten biri olan Kur ân i Kerîm in hükmü istege uyduruluyordu; Ehl-i Beyt i ise her yerde kahrediliyordu artik. Bu zulme karsi çikanlar; Islâm in esasini korumak için canlarini fedâ edenler ise Islâm arasina ayrilik sokanlar diye tanitiliyordu. Innâ lillâhi ve innâ ileyhi râci ûn (Biz, Allah in kullariyiz, ancak O na döneriz, musîbetlerine râziyiz.) (Bakara 156.âyet) âyetini okuduktan sonra; Esenlik Islâm a buyurmus ve Basimiz sag olsun; çünkü ümmet, Yezîd gibi birinin hükmü altina girmekle büyük bir belâya ugradi demistir. Yezîd, Medine Vâlisi Utbe oglu Velîd e; Hz.Imâm Hüseyin den hemen bey at almasini, bu hususta hiçbir geciktirmeye meydan vermemesini emreden bir mektup gönderdi. Bunun üzerine Medine Vâlisi Velîd tarafindan, Hz.Imâm Hüseyin e derhal haber gönderildi ve çagrildi. Hz.Imâm Hüseyin, böyle mühim bir isin, husûsi bir mecliste, âdetâ gizlice olup bitmesinin dogru olmadigini, halk toplaninca o vakit ne yapilmasi gerekse yapilacagini bildirdiler. Hz.Imâm Hüseyin kendisine yapilan bu resmi bey ate dâvetten bir gün sonra, Hicri 60.yili Recep ayinin 29. günü; Hz.Resûlullah in, Hz.Fâtima tüz Zehrâ nin ve Ehl-i Beyt in kabirlerini ziyaret edip, Medine-i Münevvere den çiktilar ve Mekke-i Mükerreme nin yolunu tuttular. Hz.Imâm Hüseyin Mekke ye hareketlerinden önce, Hâsim ogullarina; Kendileriyle gelenlerin sehit olacaklarini, fakat kendilerine uymayip kalanlarin da bir fethe, bir huzûra erisemeyeceklerini bildiren muhtasar bir mektup yazdilar. Ayrica kardesleri Muhammed Hanefiyye ye yazili bir vasiyyetnâme verdiler. Bu vasiyyetnâmede Allah in birligine, Hz.Muhammed in risâletine, sehâdetle basliyor; âhiretin, cennetin, cehennemin gerçek oldugunu bildiriyor, sonra kiyâmlarinin hedefini anlatiyordu; serkeslik, fesat koparmak, zulmetmek için kiyâm etmediklerini, cedlerinin ümmetini düzene sokmak, ma rufu buyurmak, münkeri nehyetmek, cedlerinin ve babalarinin yolunda yürümek için bu ise giristiklerini, amaçlarini kabûl edip dâvetlerine uyanlardan memnun olacaklarini, kabûl etmeyip kendilerine yardimda bulunmayanlara, hatta kendileriyle savasa kalkisanlara, sabirla karsi duracaklarini, bir tek kisi kalsalar da yine bu yolu birakmayacaklarini ifade ediyorlar; Ancak Allah a dayandiklarini bildiriyorlardi. Mü minler anasi Ümmü Seleme; Hz.Imâm Hüseyin: Hz.Imâm Hüseyin, Hicret in 60.yili Saban ayinin 4.günü Mekke ye vardi. Bunun üzerine Kûfe liler, Hz.Imâm Hüseyin e yardim edeceklerine söz vermisler, kendilerine Irak a gelmeleri için mektuplar yollamaya baslamislardi. Hz.Imâm Hüseyin, kendilerinden önce Kûfe ye amcalari Akiyl in oglu Müslim i, ahvâli anlamaya, halktan kendilerine bey at almaya ve sonucu kendilerine bildirmeye memûr ederek göndermislerdi. Müslim Akiyl, Medine de Hz.Peygamber in kabrini ziyaret ettikten sonra Kûfe ye yöneldi ve oraya ulasti. Kûfeliler Muhtar in evinde, Hz.Imâm Hüseyin adina Müslim Akiyl e gelip bey at etmeye basladilar. Çesitli rivâyetlere göre; Müslim e onsekiz veya yirmisekiz bin kisi bey at etmisti. Kûfelilerden Ümeyye ogullari tarafini güdenler, Kûfe Vâlisi Numân in bu hâle bir çare bulamayacagini, çetin birinin Kûfe ye Vâli olarak gönderilmesini Yezîd e bildirdiler. Yezîd bunun üzerine Ubeydullah Ibn-i Ziyad i Kûfe ye Vâli tâyin etmisti. Ubeydullah Kûfe ye vardiginin ertesi günü, halki mescide toplayip; Kimin evinde Yezîd e isyân eden biri bulunursa onu, evinin kapisinda astiracagini söyledi; onlari korkuttu. Kendisine yardim edenlere para-pul verecegini söylemeyi de ihmal etmedi. Kûfe de bulunan Müslim Akiyl, bunu duyunca Muhtar in evinden çikip, Urve oglu Hânî nin evine gitti. Hânî, Ali dostlarindandi. Ubeydullah in adamlari ise her yerde Müslim i ariyorlardi. Sonunda Müslim i Ehl-i Beyt dostlarindan bir kadin evine aldi. Kadinin oglu ise gizlice bu haberi Ubeydullah a ulastirdi. Ubeydullah, hemen Es asoglu nu yetmis kisiyle gönderdi, evi kusattilar. Müslim Akiyl kaldigi evden çikip tek basina onlarla savasa basladi, karsisina çikanlardan vurdugunu düsürüyordu. Bu savasta Müslim Akiyl in yardimcisi da yoktu. Bu arada Müslim Akiyl yaralar almis, kan içindeydi, yine de savasiyordu. Ehl-i Beyt düsmanlari damlara çikmislardi; Müslim Akiyl e tas yagdiriyorlardi. Sonunda Müslim Akiyl i tuttular ve Ubeydullah in yanina götürdüler. Ubeydullah in adamlari Müslim Akiyl i Hükümet konaginin damina çikardilar. Müslim Akiyl; Allahim buyurdu; Bizi aldatan, bize yalan söyleyen bu toplumla aramizda sen hükümcü ol. Sonra Hicâz a döndü; Selâm sana yâ Hüseyin dedi. Bu sözlerden sonra Müslim Akiyl Hazretlerini orada sehit ettiler. Müslim Akiyl Hicretin 60.yili Zilhicce ayinin 8. günü sehit edildi. Hz.Imâm Hüseyin de o gün Ehl-i Beyt i ile Irak a dogru yola çikmislardi. Hz.Imâm Mekke de kan dökülmemesini istiyordu. Biliyordu ki; Yezîd kan dökmekten çekinmeyecekti. Bunu kardesi Muhammed e de anlatmisti. Kardesi Muhammed; Peki dedi; Bari bu çolugu-çocugu götürme. Hz.Imâm Hüseyin, kardesine: Hz.Imâm Hüseyin, Yezîd e bey at etmemeyi ve bu zâlim iktidara karsi gelmeyi, îmani ve Islâm i korumayi kendisine farz bilmisti. Hz.Imâm Hüseyin; Cuma hutbelerinde, Hz.Ali ye ve Ehl-i Beyt e hâsâ sövmeyi ve zulmü âdet edinen bu toplumun haksizligini; kendine, evlâdina ve ayâline yapilan bu zulümleri; Müslümanlara yaymak, gerçegi-hakikati gözü açik olanlara, gönüllerinde îman bulunanlara bildirmek; izzetle ölmenin, zilletle yasamaktan çok üstün oldugunu Islâm ve insanlik tarihine kaniyla yazmak istiyordu. Hz.Imâm Hüseyin, Kûfe ye hareketlerinden önce topluluga su kisa hutbeyi beyân buyurmuslardi: Hamd Allah a, Allah neyi dilerse o olur; güç kuvvet, ancak onunla elde edilir. Salât-ü selâm Resûl üne. Ölüm, genç kizin boynuna takilan gerdanlik gibi Âdem ogullarinin boyunlarina takilmistir; onlara ezelden yazilmistir. Yâkub, nasil Yûsuf u özlediyse ben de geçmislerimi öylesine özlemisimdir ve ulasacagim sehâdet yerini Allah benim için hazirlamistir. Allah in kudret kalemiyle yazilmis olan ölümden kurtulus yoktur. Biz «Ehl-i Beyt», Allah in rizâsina uymusuz; ondan râziyim; belâsina sabrederiz; sabredenlerin ecirlerine ereriz. Hz.Resûlullah in bedeninden bir parçanin ondan ayrilmasina imkân yoktur; o kutluluk yerinde cennette onunla beraberdir; onun gözü, bizimle aydinlanacaktir; vaadine, bizimle vefâ edecektir. Bize canini fedâ etmeye, bizimle can vermeye hazir olanlar, Allah a kavusacaklarina tam inançla inanmis bulunanlar, bizimle gelirler; ben Allah dilerse sabahleyin hareket ediyorum. Bütün bunlardan anlasiliyor ki; Hz.Imâm Hüseyin bu kiyâmin karsi durusun- sonunda, kendilerinin de, kendilerine uyanlarin da sehit olacaklarini kesin olarak biliyorlardi. Burada özetle sunu arz edelim ki; Hz.Imâm Hüseyin bu kiyâmiyla karsi durusuyla-; dîni ihyâ etmis yeniden diriltmis- ve Ehl-i Beyt e karsi yapilan zulümleri, dîne karsi olanlarin zâlimliklerini gözler önüne sermistir. Hz.Imâm a, Kûfe den gelen birisi Müslim Akiyl in sehâdet haberini verdi. Hz.Imâm Hüseyin bu sehâdet haberini alinca; Innâ lillâhi ve innâ ileyhi râci ûn! (Biz Allah in kullariyiz, ancak O na döneriz, musîbetlerine râziyiz.) (Bakara 156.âyet) dedi ve pek kederlendi, agladi. Bu gelen haber üzerine Hz.Imâm Hüseyin e, Kûfe ye gitmeyelim diyenler oldu. Bu arada Müslim Akiyl in çocuklari; Yine rivâyet ederler ki; Hz.Imâm Hüseyin yolda giderlerken bir yerde konaklamis, Zeyneb in dizine mübarek basini koyup uykuya dalmisti. Birdenbire sikinti ile uyandi. Nemli gözlerinden yas dökülüyordu. Hz.Imâm bu sözler üzerine ogluna hayir duâda bulundu. Hz.Imâm buradan da yola devam ederek Katkatane denilen bir yere indiler. Hz.Imâm burada bütün askerlerini topladi. Onlara Müslim Akiyl in sehit oldugunu ve Kûfelilerin ihânet ettiklerini açikladiktan sonra söyle buyurdu: Ey kavmim! Kûfelilerin ahidlerini bozarak Müslim Akiyl i sehit ettikleri kesin suretle anlasildi. Yezîd in askeri vurusmak ve öldürmek için etrafimizi çepeçevre sarmistir. Biliyorum ki, sehit olmak gerçegi bana zafer ve nusret vermez, secâat gayreti de geri dönmeyi câiz görmez. Herhâlde bu belâ denizine dalmak lâzim geliyor. Sizin hepinize ruhsat ve izin veriyorum. Kurtulus kapilari kapanmadan kendinizi selâmete dogru çekip bu tefrikadan emin olunuz. Rivâyet olunur ki; Hz.Imâm Hüseyin in bu sözlerinden sonra o topluluktan o vakte kadar hatirlarinda henüz dünyadan faydalanmak süphesi kalanlar, Hz.Imâm la alâkayi kestiler. Sevgi davasinda sabit kalanlar ise Allah in yazdigi kazâ ve kadere râzi olup söyle figân ettiler: Ey dogru yolu gösteren! Ey sirât-i müstakimin yol göstericisi! Biz senin yaninda hidâyet yolunun yolcusu iken, bize imtihanla tasalanma çölünün yolunu gösterme. Gerçekten de bu zamanda saâdetle sakavet birbirinden ayrildi. Saîd ile sakî imtihanla belli oldu. Hz.Imâm Hüseyin yola devam ederken sahrada, Riyâhi oglu Hur un askerleri ile karsi karsiya geldi. Hz.Imâm bunlarin hallerini tahkik etmek için o askerlerin basbuglarinin çagrilmasini buyurdu. Riyâhi oglu Hur, hiç çekinmeden Hz.Imâm in karsina geldi. Hz.Imâm onun ismini, hûviyyetini sordu ve; Hur cevap verdi: Hz.Imâm: Hz.Imâm, Hur a: Hep beraber namaz kilindiktan sonra Hz.Imâm Hüseyin Allah a hamd-ü senâ, Resûl üne salât-ü selâmdan sonra belig bir hutbe beyân buyurdu ve Kûfe ahalisini kendisine muhatap tutarak vaazini söyle sürdürdü: Ey Muhammed ümmeti! Benim, Yezîd in boyundurugu altina girmem münasip görülmeyip, onun makbûl sayilmayan itâatinin altina geçmedigim apâsikâr anlasilmisti. Mekke de karar kilip oturuyordum. Siz ey Kûfeliler, bana tevâtürlü mektuplar gönderdiniz. Sevgi ve saygi arzettiniz. «Imâmimiz, uyacak kimsemiz yok!» diyerek benim buraya gelmeme lüzûm gösterdiniz. Eger hâlâ o kararda iseniz ben bana lâzim olani yaptim. Siz de kendinize düseni yapiniz. Eger saâdet mülküne gitmekte dünya sevgisi çölünün dikeni eteginize yapismis ise ve yaptiginiz ise pisman iseniz yolumun dikeni olmayin! Geldigim gibi dönüp gideyim. Çünkü ben bu diyâra gelmeyi savasmak ve öldürmek için kendi re yimle, arzumla istemis degilim. Kan dökülmesine de râzi degilim. Hur: Hz.Imâm: Bu sirada Kûfe tarafindan alti kisi acele ile gelerek, Ubeydullah Ibn-i Ziyad dan Hur a bir mektup getirdiler. Gelen mektupta; Hz.Imâm Hüseyin in hemen hücum edilip yakalanarak Kûfe ye getirilmesi isteniyordu. Hur o mektubu okuduktan sonra mektubu Hz.Imâm Hüseyin e göstererek dedi ki; Ey Hasîmi Peygamberinin kiymetlisi! Ubeydullah Ibn-i Ziyad senin hususunda ne kadar ihtimâm ediyor. Ben senin hakkinda ne tedbir alayim diye hayretteyim ve eger seni affedip biraksam Ubeydullah Ibn-i Ziyad dan korkarim. Eger sana kiyarsam Allah imdan korkarim. Ama Allah korkusu, Ubeydullah Ibn-i Ziyad korkusuna galiptir. Fakat vurusma ve öldürüsmenin anlasmaya, arkadasliga dönecegini ve Hak kin bana size tâbi olmanin devleti içinde saâdeti müyesser edecegini umarim. En iyisi sudur ki, gece karanligi bastigi zaman göçüp ne tarafa murad ederseniz gidersiniz. |
|
|
|
|
||
Forum Atla |
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma Kapalı Forumda Cevapları Silme Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme Kapalı Forumda Anket Açma Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma |
|